Fantastik Kurgu Hangi Ortamda Yazılır II

2009-08-10 01:19:00

Mademki, konuyla ilgili ilk başlığımızın adına “I” ibaresi ekleyip ikincisinin yolda olduğunu vaat ettik, iki de gelmeliydi. Bilirsiniz böyle serilerde genellikle ilkinin tadını devam bölümlerinde bulamazsınız. Polis Akademisi’nden tut, Terminatör’e ve Hababam Sınıfı’na kadar hep devam filmleri çuvallar. Aklıma gelen tek istisna var o da: Geleceğe Dönüş (Back to the Future) Serisi.Neyse, konuya gelelim… Efendim, yazımızın sebebi belli: Yazı nerede yazılır diye ahkâm kesmek! Biliyorum, senin fikrine mi kaldık, diyeceksiniz. Ama, yine de okuyacaksınız. Çünkü biliyorsunuz ki, akıl akıldan üstündür. O yüzden bin bilsen de, bir bilene danışacaksın. Ayrıca, gördüğünüz üzere ikinci paragraf bitti ve ben hala konuya girmedim, ama okumaya devam ediyorsunuz. Demek ki, neymiş, yazdım mı okuturmuşum. Bana bu konuda güvenebilirsiniz.Bu yazıda serinin ilk bölümünde yazdıklarımın üzerinden geçip onları biraz yaydıktan sonra, bazı yeniliklere gitmeyi düşünüyorum. Az aşağıda okuyacaksınız zaten burada bahsetmeye gerek yok.Ne demiştik? Fantastik edebiyatta kurgu yazmak için ortam şart! Elbette ki, yazabilen adam, belediye otobüsünde de, çamlıkta da, partide de ve bir defa benim bizzat tecrübe ettiğim gibi, işyerinde de yazabilir. Ama, memnun kalır mı? Kendi tecrübemden söylüyorum. Hayır. Siz böyle ortamlarda yazabiliyorsanız, unutun akıl akıldan üstündür meselesini ve okumayın aşağıdaki iki paragarfı.Ne zamanki, yazmaya gereken önemi verdim, ne zaman ki, yazdıklarımı daha saygıdeğer bir biçimde, yaptığım işi daha ciddiye alarak yazdım, o zaman yazdıklarım içime sindi. Siz de deneyin, ya haklı olduğumu göreceksiniz, ya da iki saatinizi boşa harcamış olacaksınız. Eğer, haklıysam kazancınız iki saatten çok d... Devamı

YENİ DÜNYA

2009-06-26 19:05:00

Yeni bir dünya yaratacağım onlar içinYakacağım o dünyayıSöndüreceğim sonraİnsanları seveceğimAyıracağım onları birbirlerindenSaymayacağım kaçını üzdüğümüUmursamayacağım dualarınıHüzünlenmeyeceğim beddualarıylaKurtarmayacağım hiçbiriniDinlemeyeceğim feryatlarını Devamı

Fantastik Kurgu Hangi Ortamda Yazılır I

2009-06-26 12:41:00

Hemen söyleyeyim ki, burada yazacaklarım tamamen benim kendi tecrübelerimden ibaret. Ünlü bir yazar değilim, belki iyi bir yazar da değilim. En azından devamlılığım yok. Yani sizden biriyim. :)Diyelim ki, fantastik kurgu romanları okumaya bayılıyorsunuz. Birden aklınıza artık okumakla kalmayıp üretici tarafa geçmek geldi. Bu çok güzel bir şey. Kimse aklına gelen güzel bir hikayeyi orda tutmamalı, paylaşmalı.Ama size bir ortam gerekli!Öncelikle neyle yazacağınızı seçin. Kağıt kalem mi yoksa bilgisayar mı tercih edersiniz?Bilgisayarda yazarsanız sonradan düzeltmek istediğiniz yerlerde sorun olmaz.Ancak, kağıt kalemi daha ilham verici buluyorsanız, müsvedde kullanmanız gerekecek. Eklemeler ve çıkarmalarda zorluk çekebilirsiniz. Ancak kağıt ve kalem pek kullanılmasa da, bence daha çekiciler.Şimdi gelelim nerede yazacağınıza...Eğer evde yazacaksanız. Bulunduğunuz odanın kapısını kapatın. Bu sadece benim tavsiyem değil, S. King'in dilimize Yazma Sanatı olarak çevrilen kitabında belirttiği bir husus.Kapınız kapalı olduğunda kendinizi çok daha iyi hissedeceğinizden emin olabilirsiniz. Sanırım psikolojik.Ben yazarken müzik dinlemekten hoşlanmam. Müzik ilham vermediği için değil, fazla ilham verdiği için! Şarkı sözleri insanın aklına bir ton fikir ve anı fırlattığı için, yazacağınız hikayeye yoğunlaşmanız zorlaşır. Sözlerini anlamadığınız şarkılar veya sözleri olmayan şarkılar da deneyebilirsiniz, ama neden işinizi zorlaştırasınız ki!Ortam sessiz olmalı.Loş ya da yarı karanlıkta yazı yazmak da gereksiz yere gözünüzü yorar. Yani, karamsar bir ortam için ışıkları söndürecekseniz, romantik sahnelerde ne yapacaksınız? Değil mi? Veya cinayet?Yazacağınız şeyi kafanızın içinde yaşayın ve gözleriniz sağlıklı kalsın. Devamı yakında...... Devamı

KEŞİF

2009-02-14 13:35:00

2084 Yılında, dünya dev şirketler tarafından yönetilmektedir. Devlet otoritesi iyice zayıflamış, adeta sembolik bir hal almıştır. İletişim organlarının geliştirilmesiyle dünya küçük bir köyden de küçük bir hale gelmiştir. Dünya küresel ısınma ve nükleer savaşlarla harap ve bitap düşmüş, yaşama alanları daralmıştır.Bu sebepler dev şirketleri yeni yerler, yeni pazarlar aramaya itmiştir. Bu yeni bir keşifler çağının başlangıcıdır. Bu kez yeni kıtalar değil, yaşanabilir gezegenler aranmaktadır.Uzay araçları yolcu taşıyabilecek kapasiteye ulaşmış, hiper uzaya çıkıp ışık hızına ulaşmanın da yolu açılmıştır.Uzay yolculuklarında kullanılmak üzere robotlar ve kendiişler sistemler de geliştiren Verbatim Pozitronik Şirketi sömürge gezegenler arayan dev şirketler arasında önemli bir yere sahiptir. Hikayemiz, Verbatim Pozitronik Şirketi’nin yeni bir gezegen keşfetmesiyle başlıyor. İşte şirketin araştırmacı bilimadamlarından İbrahimcan Bicil’in bir günü.  İbrahimcan Bicil, deri altına yerleştirilen mikroçipin vücudunun biyolojik saatini etkilemesiyle uyandı. Yine çip sayesinde yalnızca dört saat uyuduğu halde sekiz saat uyumuş kadar zindeydi. Perdeler İbrahimcan’ın önceden programladığı gibi o yatağında doğrulduğu an açıldı. İçeriye altın gibi güneş ışığı dolarak odayı aydınlattı. Kuş sesleri eşliğinde gözlerini ovuşturdu. Pencereden bahçesini gördü. İbrahimcan ayağa kalktıktan sonra yatağı duvardaki yerine çekildi.Parmaklarını şaklatınca yan duvardaki bölmesinden bir minibar çıktı. İbrahimcan günlük ihtiyacını karşılayacak kadar mineral, vitamin, kaloriden ve Allah bilir başka nelerden oluşan kahvaltılık içkisini bir yudumda içip bitirdi.Oda sıcaklığı İbrahimcan’ın vücut ısısına göre değişiyordu... Devamı

Fantastik Oyunlar

2009-02-03 20:07:00

Ogame ve knightonlie gibi sürekli bilgisayar başında kalmayı gerektiren oyunlar alışkanlık yapar. Çünkü, ne kadar çok oynarsan o kadar çok puan kazanırsın. Hele ogame’de oynamadığın zamanlarda puan kaybetmek çok büyük bir ihtimaldir. Bakmadığın bir anda düşman senin savaş gemilerini ve savunma silahlarını yok edebilir.Sizlere ismini vermek istemediğim bir öğrenciden bahsetmek istiyorum. Bu öğrenci sekiz adet bütünleme sınavı (büt) olmasına rağmen (bilin bakalım neden bu kadar çok bütünlemesi var!) uyandığı saatten uyuyacağı saate veya internet kafe kapanıncaya kadar bilgisayarın başından ayrılamaz.Yalnızca tuvalete gitmek için yerinden kalkan yemeğini bile klavye üzerinde yiyen öğrenci arkadaşımız sekiz büt’ün hepsinden kalır. Ama, dersini almış mıdır? Hayır!Oyun kurbanını iyice pençesine alır ve onun duygularına yön vermeye başlar. Oyunda kazandıkça neşelenen kurban, kaybettikçe sinirlenir. Öyle bir dünyadır ki bu, her zaman ezebileceği zayıf düşmanlar da vardır, kendisini ezebilecek güçlü düşmanlar da…Sanal düşmanlarına gücü yetmeyip de yenildiğinde, hıncını yakınlarından alır. Örneğin, kendisini bakkala gönderdiği için oyundan ayıran annesine… Muhtemelen, anne çocuğu bilerek bilgisayardan ayırmıştır.Kurbanın ailesi olan biteni çaresizce izlemektedir. Zavallıyı bilgisayarın başından zorla kaldırmak yalnızca daha fazla öfkelenmesine yol açmakta, üniversite için ailesinin yanından ayrıldığında ise yeniden oyuna bağlanmasına engel olunamamaktadır. Zavallı kurban artık, Gollum’un Tek Yüzük’e bağlanması gibi oyuna bağlanmıştır.Bütün zamanını geçirdiği bilgisayarın başında kurbanın sağlığı da gün geçtikçe bozulur. Oyundan uzun s&uum... Devamı

Fantastik Edebiyatta İyiye Karşı Kötü

2009-02-03 20:06:00

Fantastik edebiyat, iyi ile kötünün savaşı değildir. Çünkü, fantastik edebiyatta iyilik ve kötülük hep birbirini barındırır. Her iyiliğin içinde bir parça kötülük ve her kötülüğün içinde bir parça iyilik vardır. Tanıdık geldi mi?Yüzüklerin Efendisi’nden Gollum’u ve Frodo’yu hatırlayın... Hangisi iyi hangisi kötüydü, ama yüzüğü hangisi yok etti? Bu bir tesadüf değil. Gollum kötü, Frodo iyiydi. Ancak son anda Frodo’nun içindeki kötülük galip geldi ve Frodo güç yüzüğünü yok etmedi.  Ancak yine içindeki kötülük baskın çıkan Gollum yüzüğün yok olmasını sağladı. Cehennem Çatlakları’nda Gollum ve Frodo teke tek kaldıklarında bu, eğer iyilik ve kötülüğün savaşıysa, iyi adamları kim temsil ediyordu?Fantastik edebiyat bir savaş değil, bir yolculuktur. İnsan ruhunda belki bilinçdışında bir yolculuk... ve eve dönüştür. Hatta eve dönüş en önemli parçasıdır yolculuğun, ama buna başka bir yazıda deyiniriz.İyi ve kötü birbiriyle mücadele etmez, beraber varolurlar.Gerçek dünyada kaçındığımız şeyler sanat eserlerinde karşımıza çıktığında nedense bayılırız. Aşk acısı çekmekten bıkan insanların aşk filmlerine olan zaaflarını bilirsiniz. Sinemada filmin kahramanlarıyla beraber oturup ağlarlar.Biz fantastik edebiyat sevenler de, gerçek hayattaki önyargılardan, savaşlardan ve mantıksızlıklardan bıkan insanlarız ve bunları fantastik edebiyatta görmeye bayılıyoruz. Bu yüzden her fantastik edebiyat ürününde mutlak bir savaş vardır, hemen herkes önyargılıdır ve şu söz söylenmiştir: “Kurgunun gerçekten farkı, kurgunun ma... Devamı

FANTASTİK EDEBİYATTA ÜÇ KUSURLU HAREKET

2009-02-03 19:56:00

Fantastik Edebiyat’ın da berbat örnekleri yazılmıştır. Bu berbat örneklerin isimlerini vermeyeceğim. Bu kalitesiz anlatıların sıçrattığı çamur türün iyi örneklerini de lekelemiş: Güneş balçıkla sıvanmıştır! Bu anlatılar fantastik edebiyat ürünlerinin ciddiye alınmasını engellemiş türün sadece küçük bir kitleye ulaşabilmesine neden olmuştur.   Fantastik edebiyat sevenler, artık yalnızca para ve ün kazanmak için yazılmış olanı gerçek edebiyattan ayırt etmelidir. Geçici heveslere hitabedip, günü kurtaracak kitapların popülerliği de geçicidir. Oysa gerçek fantazi kalıcıdır, üstelik yazılı değil, sözlü olsa bile kalıcıdır. “Edebiyatla ilgim yok, okuduğum kitap beni eğlendirsin yeter,” diyorsanız, fantastik edebiyata “sadece çocuklar içindir!” etiketi yapıştırılmasına da karşı çıkamazsınız. Fantastik edebiyat eleştirilmelidir. Edebiyat eleştirmenlerince kıyasıya eleştirilmelidir ki, güçlensin! Bunun için de Fantastik Edebiyat’ın FRP kıvamından gerçek edebiyat kıvamına yükseltilmesi gereklidir. Bu durum maceranın azaltılıp; “sanat yapacağız” diye sıkıcı bölümler eklenmesi olarak yorumlanmamalı! Yüksek edebiyat değeri olup da, fanteziden, fedakarlıktan, kahramanlıktan, aşktan, dostluktan, ihanetten, kısacası macera tutkusundan hiç bir şey kaybetmeyen fanteziler de vardır. Yüzüklerin Efendisi buna en güzel örnektir. Fantastik edebiyat eleştirildikçe, ona tutunup asalakca onun hızından faydalanan anlatıları silkinip üzerinden atacaktır. Böylece, kitap fuarlarında, gazetelerin kitap eklerinde ve edebiyat dergilerinde fantastik edebiyat eserlerine daha çok yer verilir. Kitapçılarda kendine özel rafı hiç olmayan ya da olan rafı giderek küçülen fantastik edebiyat ürünleri hak ettikleri yeri kaplarlar.   Fantastik edebiyatı ikiye ayıralım: Çöpler ve kaliteli eserler. Bunu yaptıktan sonra çöpün tamamen fantastik edebiyatın dışında olduğunu gösterelim. Böylece, fantastik edebiyat daha geniş kitlelere hitap edebilecektir.   Çöplerin en temel belirtileri, yaz... Devamı

AHMAKLIK MASALI

2009-01-31 11:28:00

“KILIÇLAARR!”    Güneş tutulması... savaş durumunda iki ordu... kan içinde, yerdeyim... başucumda kılıcını savuran dev... Soğuk...    O an haydi anlat deselerdi, böyle saçmalardım işte. Şimdi ise daha anlaşılır olmalıyım, mazeretim yok. Her şey daha sakin.    İstediğiniz kadar zaman verin orduyla ilgili ayrıntıları anlatmam. Hayat boyu öğrendiğim en önemli ikinci şey bu oldu: Ordu’nun sırlarını saklı tut! Şu kadarını söyleyebilirim ki, düşman daha kalabalıktı ve kralımız bizimle değildi. Prens kralın emriyle orduyu yönetiyordu. Ona bundan böyle komutan diyeceğim. Kral ise savaşı izleyebileceği bir tepeye tünemişti, muhafız alayıyla beraber. Bir taraftan da üzüm ve erik atıştırıyordu her halde. Krallar sürekli yiyecek bir şeyler bulur. Hatırlatın da, bir ara kralların yemek yeme alışkanlıkları üzerine geliştirdiğim teorimi de anlatayım size…    O günü tek kelimeyle özetleyebilirim: Ahmakça! Neden savaştığımızı bilmiyorduk, sadece krallar emretmişti ve kralın emri Tanrıdan gelirdi.    Neredeyse hiçbir savaş stratejimiz yoktu. İki ordu bozkırın ortasında göğüs göğüse ya da burun buruna geldi. Bu ülkede savaşlar böyle olur. Savaş saf cesaret ve yiğitlikle kazanılır.    Bir keresinde Murat Bey’in ordusu ve Yahşi Bey’in ordusu Pol Nehri Kıyısında karşılaşmışlar. Aksilik bu ya, Murat Bey’in kuvvetleri Nehrin doğu yakasında, Yahşi Bey’inkiler batı yakasındaymış. Bakmışlar ki olacak gibi değil, Yahşi Bey ordusunu geriye çekip Murat Bey ve beraberindekilerin batı yakasına çıkmasına izin vermiş. Savaş ancak Murat Bey’in ordusu kurulandıktan sonra başlamış.    Neyse, artık kendi savaşıma döneyim. Ne diyordum? Ah, evet! Ahmakça!    Bozkırın bir yanında biz, diğer yanında dü... Devamı