Fantastik Sınırlar ve Örnek Kitaplar

2010-04-25 09:57:00

Fantastik Edebiyat türleri ve örnek kitaplarla ilgili sorulara cevap verirken böyle bir başlığım olursa daha iyi olur diye düşündüğümden yazdıklarımdır.

Fantastik edebiyat, "büyük edebiyatçılar" tarafından ikinci sınıf görüldüğünden üzerinde pek tartışılmamış ve sınırları yeterince belirginleştirilmemiştir. Her ne kadar bu durum fantaziye yakışsa da, fantazinin diğer türlerden ayrımı ve alt dalları arasında sınıflama yapmayı zorlaştırmıştır.

Benim için fantazi veya fantezi, ya da olmadı fentezi,  içinde doğa üstü öğeler barındıran bütün türlerdir. Fantazi kendi içinde, fantastik kurgu, bilim kurgu, gotik gibi alt türlere ayrılır. Bazen tabii ki, bu türler de iç içedir.

Fantastik kurguyu bambaşka bir dünyada geçen bir tür hikaye anlatımı olarak düşünebiliriz. Genelde orta çağ dünyasına benzer, ama doğa üstü şeyler ve olaylar o dünya için normaldir. Örneğin, Yüzüklerin Efendisi…  Zaten türün başlangıcı olarak kabul edilir. Bizim dünyamızda ‘tek yüzük’ gibi bir güç nesnesi ve büyü gücünün varlığı saçmadır. Oysa Orta Dünya’da bu nesnenin gücü gayet kabul görmüş bir gerçektir. Koca karı masalı değil, doğa üstü gerçekliktir. Ejderhalar Ejderha Mızrağı Serisi’nde muhteşem ancak, varlıkları sorgulanamayacak kadar ‘normal’ yaratıklardır.

Fantastik Kurgu için örnek yazar ve kitaplar:

J. R. R. Tolkien: Elbette Yüzüklerin Efendisi ( ve arzu edenler için daha küçük yaş kitlesine hitap ettiğini düşündüğüm yüzüğün Bilbo’ya geçişini anlatan Hobbit)

Margaret Weis ve Tracey Hickman ikilisinin yazdığı Ejderha Mızrağı Serisi (Güz Alacakaranlığın Ejderhalarıyla başlayıp sekizinci kitap olan Yaz Alevi Ejderhaları’nda bırakmanızı tavsiye ederim.) Yine aynı ikilinin yazdığı çok başarılı ve atmosfer olarak daha karamsar bir havası olan Ölüm Kapısı Serisi (Toplam yedi kitaptır bu seri)

R. A. Salvatore tarafından yazılan Kara Elf Serisi. Bu kitapları çok aramayın. Üzerinde Salvatore ve Unutulmuş diyarlar yazan kitapları hepten satın alın, evde sıralarsınız.

Sir Terry Pratchett tarafından yazılan Disk Dünya Serisi. Ki, ilk iki kitap dışında sırasıyla okumanız gerekmez, çünkü, her hikayede başka olaylar ve başka kahramanlar vardır. Değişmeyen tek şey Disk Dünya ve onu kabuğunda taşıyan astronomik kaplumbağa A’tuin’dir.  Disk Dünya alimlerinin en büyük derdi dünyalarını taşıyan kaplumbağanın erkek mi yoksa  dişi mi olduğudur. Çünkü bu galaktik kaplumbağa müthiş bir hızla başka bir devasa kaplumbağayla çiftleşmeye doğru ilerlemektedir. Eğer kaplumbağaları erkekse sorun o kadar da büyük değildir, ancak dişiyse, bu sevişme dünyalarının sonu olacaktır!

Robert Jordan tarafından yazılan ancak kitaplar bitmeden yazarının ömrü tükenen Zaman Çarkı Serisi.

Jonathan Stroud’un Bartimaeus Üçlemesi.

David Eddings tarafından yazılan Belgariad, Malloreon, Elenium ve Tamuli Serileri ile Althalus’un Dönüşümü adlı kitap. Sonuncusu yani,  Althalus’un Dönüşümü, ilginçtir, çünkü fantastik kurgular genelde seriler halinde yazılır. Zira tek bir kitaba o yepyeni ve bizim alemimizden çok farklı olan dünyayı, onun coğrafyasını, tarihini, iklimini, gelenek göreneklerini, adetlerini, mitlerini, batıl ya da değil; inançlarını, kehanetlerini, yaratıklarını vs. aklınıza gelecek her özelliği yerleştirip hepsini birden anlatabilmek gerçekten zor olmalıdır. Bu sebeple, tek kitaptan ibaret bir fantastik kurgu istiyorsanız işte fırsat: Althalus’un Dönüşümü’nü okuyabilirsiniz.

Daha yeni okuduğum ve Türkiye’ye de şimdilik ilk kitabı gelmiş olan Naomi Novik’in yazdığı Temeraire Serisi. Stephen King bu seri için “Korkunç derecede eğlenceli bir fantastik seri” tanımlamasını yapmış.

Stephen King’in yazdığı Kara Kule,  ve J. K. Rowling’in yazdığı Harry Potter Serileri için tartışma açıktır. Elbetteki bunlar fantastik serilerdir. Ancak, fantastik kurguda olayların tamamen başka dünyalarda, başka boyutlarda, başka zamanlarda geçmesi gerekirken, bu serilerin bir kısmı günümüz dünyasında geçmektedir.

Bazıları bana katılmayabilir, ancak polisiye türüyle de yasak ilişkisi olan gotik edebiyatın günümüzdeki temsilcisi bence Stephen King’dir. Hayaletin Garip Huyları (içinde kısa hikayeler vardır), Korku Ağı (Salem’s Lot orijinal adıdır Korku Ağı’nın. Nedense King’in sevmediğim tek kitabı budur),hatta Yeşil Yol, Hayvan Mezarlığı, Medyum ve daha niceleri... Bu arada, başka kitaplarında yarattığı karakterleri olduğu gibi koruyarak Kara Kule Serisi’nde de kullanmıştır.

Gotik edebiyata geçebiliriz öyleyse… Gotik için, H.P. Lovecraft'ın kısa hikayelerini örnek gösterebiliriz. Korkutucudur. Başka alemlere gidiş dönüş olsa da, gotik genelde dünyamızda geçer. Doğa üstünün gerçekten doğa üstü ve dehşet verici kabul edildiği yerde yani... Fantastik kurgudan farkı, korkutucu, insanı geren bir havası olması ama yine de bizim dünyamızda geçmesidir.

Bram Stoker’ın yazdığı Kont Drakula gotik türüne başka bir örnektir.

Çok tatlı, ağır başlı bir hanım hanımcık olduğu söylenen Mary Shelley tarafından yazılan Frankenstein gotik türü için bir örnektir, ancak yazım tarzı ve amacı farklı olsa, pekala bir bilim kurgu olabilirdi.

J. William Polidori tarafından yazılan The Vampyre.

The Vampyre ve Frankenstein’in yazarlarının Lord Byron’un konutunda yaşadığı korkutucu olayların anlatıldığı Gotik adlı filmi izleyerek türle ilgili biraz daha bilgi alabilirsiniz. Bu hikayelerin o gece ev sahibi ve misafirlerin birbirine anlattığı hikayelerden ortaya çıktığı rivayet edilir.

Bilim kurguyu bu türlerden ayırmak için, içinde ne kadar teknoloji, uzaylı ya da bilimsel veya bilimsele yakın dil kullanıldığına bakılabilir. Türün babası kimdir? Asimov veya  Jules Verne olabilir. Tartışmaya açık bir velayet dahası… Asimov'un roman (Vakıf Serisi) ve öyküleri (Üç Robot Kuralı) bilim kurgu için örnektir. Ursula LeGuin hem bilim kurgu (Mülksüzler) hem de fantastik kurgu (Yerdeniz) alanında eserler vermiştir.

Bilim kurgu için başka örnekler vermek isterdim, ancak bilim kurgu genelde kısa hikayeler şeklinde yazılmıştır. Bilim kurgunun kitabından çok filmleri makbuldür sanki… Uzay Yolu gibi… X-Files bilim kurgu ve modern gotik arasında sıkışmıştır. Yıldız Savaşları ise, fantastik kurgu ve bilim kurgu arasında savaş çıkarmıştır. Bilim kurgu gotikle birleşerek Resident Evil (Ölümcül Deney) türü filmler de ortaya çıkarabilir.

Bilim kurgu’nun ilginç yönü her zaman bilime önderlik etmesidir. Biri yaklaştığında açılan kapılardan, cep telefonlarına, lazerlerden, deniz altı veya uzay mekiklerine kadar pek çok bilimsel keşif bilim kurgu yazarlarının hayal güçlerinin ürünüdür.

Jules Verne ismini anmadan, bilim kurgu bölümünü geçmek istemiyorum. Aya Seyahat (ki bu yazıldığında Ay’a seyahat imkansızdı), Denizler Altında Yirmi Bin Fersah (ki bu yazıldığında denizaltı yoktu), Dünyanın Merkezine Yolculuk (ki bu kitap için başarılı bir bilimsel uygulama henüz yok) gibi muhteşem eserleriyle bilim kurguya can vermiştir. Belki de O’nun sayesinde bilim kurgu yazarları sıkıcı bilimsel dil yerine eğlenceli edebiyat dilinin önemini kavramıştır.

Edgar Allan Poe ise fantezinin, öyle zannediyorum ki, el atmadık alanını bırakmamıştır.

Ya Türkiye? Türk Edebiyatı’nda Fantastik Kurgu ve Bilim Kurgu’nun yeriyle ilgili bir yazımı yine bu blogdan okuyabilirsiniz.

Örnek mi vereyim? Tür ülkemizde pek gelişmemiştir. Zamanımızda internet üzerinden yayılmakta ve güçlenmekte olduğundan, düzenli olmasa da ısrarlı yarışmalarla teşvik edildiğinden, yakın gelecekte bu türde Türk Edebiyatında patlama yaşanacağına inanıyorum.

Pekala, Barış Müstecaplıoğlu’nun yazdığı Perg Efsaneleri her ne kadar başarısız da olsa, ilk kitabı okuyup beğenmemiş de olsam, fantastik kurguya bir örnektir.

Türk Edebiyatı’nda fantezi daha eskilere dayanır. Fantastik komedi türünde yazılmış olan Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar’a aittir.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın yazdığı Gulyabani ise, adı sizi yanıltmasın, Gotik veya her hangi bir fantazi türünde değildir. Çünkü, içinde doğa üstü olaylar ya da yaratıklar varmış gibi görünse de kitabın sonunda hepsine birer mantıklı açıklama getirilerek, bunların düzmece olduğu ortaya çıkarılır ve  okuyucunun içi rahatlatılır.

Oysa gotik edebiyatın okuyucuyu rahatlatmak gibi bir derdi yoktur. Sadece gerer, her şeyin bilimle açıklanamayabileceğini, aslında evrenle ilgili bildiklerimizin çok az olduğunu kabul edip daha adeta daha ağırbaşlı ve mütevazi olmamızı ister. Gotik bize haddimizi bildirir!

Gülten Dayıoğlu’nun yazdığı Mo’nun Gizemi bilim kurgu için harika bir örnektir.

İhsan Oktay Anarın esrarengiz hikayeleri yine günümüz Türk Edebiyatı’nda fantastik eserleri temsil etmektedir.

Türk Fantastik edebiyatında yeterince gerilere gidilemediğinden, (çünkü yazılı değil, sözlü edebiyattır, ve söz uçar yazı kalır,) bilinen en eski Türk Fantazisi Oğuz Kaan Destanı’dır.  Bazı eski Türk anlatılarında kurtadamlara rastlamak bile mümkündür.

Ara zamanlarda Türkçe yazılan pek çok fantastik hikaye aslında dini hikayelerdir. Bunlar genelde ders vermeye, öğüt vermeye yönelik olduklarından, ben edebi değerlerinin tartışmaya açık olduğuna inanıyorum.

Eh, şimdilik bu kadar… Geldikçe veririm. Hoşça kalın.

211
0
0
Yorum Yaz